17 Temmuz 2009 Cuma

dimtis dimtis belim ağrıyor




eveeet biraz özel yaşantımdan anlatmanın zamanı geldi. tanıyanlar bilir 1 ay öncesine kadar bazı şartlar yerine gelmeden ilşkiye girmeyen biriydim. bir önceki yazımı okuyanlar artık öyle olmadığımı biliyordur. neyse dün ve bugün başımdan geçenleri anlatcam size hazır olun. bir lgbt arkadaşlık sitesinde dolaşırken birini gördüm, hoşuma gitti ve buluştuk. tabi camde ve resimde göründüğü kadar reelde iyi değildi büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için. halka açık bir parkta o saatte kimsenin olmadığından aldık biraları oturduk konuşuyoruz. oturduktan yarım saat sonra bir güzel polis yanımıza geldi kimlikler felan istendi ve kimliğim yanımda değildi neyse allahtan tc kimlik no'mu hatırlıyordum. '' gidin abdest alın, namaz kılın.'' demeye başladılar. :D kulağımda küpe olması dolayısıyla '' yoldan çıkmış '' damgası yedim bir güzel... türkeşci denilen insanlar olmalıydılar bu polis amcalar. ilerleyen saatde aynı polis arabasına gene rastladık. gene konuşuldu polis amcalarla.... neyse polis kovduktan sonra partnerin ofisine girdik. saat 10.30 dolayları bende son otobusu kaçırmayacağımı düşünüyorum son otobus 11.30'da. ve 1 saatin nasıl geçtiğini anlamıyoruz:D boynumdaki morluğun bu 1 saat içinde oluştuğunu düşünüyorum. üstümüzü giyindikten sonra saate bir bakıyoruz 11.45 haydaa koştur durağa 12'de vardır ümidiyle ama yokmuş maalesef :D benim direk yüz asılır zaten boşalma sonrası pişmanlıkda vardır neyse aile aranır, söylenir arkadaşta kalıncağını ama aile kızar çünkü ondan bir önceki gün başka bir şehire habersiz gidilmiştir. - cezalıyım :P -

sonraaa tekrar ofise gittik tabii... kimsede uyku yok zaten uyku olsa da yatılacak yer yok bi tane yatak var o da döt kadar :D saat 5'e kadar uyunmaz zaten saat 7'de de mühendisler, mimarlar ofise gelecekleri için 2 saatlik bir uykuyla bu yazı yazılıyor haberiniz olsun:D saat 5'e kadar 3-4 kere polis, ofisin önünden geçti direk 3.5 attık zaten bi tek basılmadığımız kalmıştı :D ama şükür yareppi basılmadık...

off neyse elim yoruldu size anlatacağım başka maceralarda var. burdan bildiriyorum artık bu blogda bu tür yazılar olacak...

hadi öper. tschüss.

14 Temmuz 2009 Salı

BU ISLER BOYLE ISLER

mrb blog okurlarım çoktandır yazmıyordum ama artık tekrar başladım. bu yazmadığım süre içerisinde saçma sapan bir sürü olay yaşadım. hiç birini anlatmıyacağım, artık hayatımda yapacağım değişiklikleri anlatacağım. - çok ilginçtir eskiden yazarken sürekli tıkanırdım ama şimdi aklıma geleni yazıyorum. -neyse artııık benim sevdiğimden çok beni sevene aşık olacağım. en doğrusu bu gelmeye başladı ve duygusal gay felan olmayacağım zaten değildim de artık hiç değilim :D saçma sapan insanlarla da olsa artık eğleneceğim. hayatta yalnızca eğlenmek için yaşıyorum artık. yarın 2 numaraları sevgilim geliyor; haftasonu da diğer sevgilimin yanına gidiyorum. gerçi benim sevgilim dediğim yok da onlar dediği için öyle oldu. neyse hiç sorun değil :p en kalabalık gay sitesine kaydoldum şimdiden en popüler 100 gay içerisindeyim. diğer türlü gay hayatı beni pek sarmadı artık böyle yaşıyorum.

15 Haziran 2009 Pazartesi

din en büyük kitle afyonudur!

ateist olduğumu kendime ilan ettim ama ezan okununca halen müziği kapatıyorum... nasıl yerleşmişse artık kafama.

11 Haziran 2009 Perşembe

aramızda kilometreler var:(

birisiyle tanıştım. gay olduğundan bile emin değilim ama onu düşünmemek için kendimi oyalayacak şeyler arıyorum. işin kötü yanı farklı şehirlerdeyiz ve o benim gay olduğumu bile bilmiyor...

04 Haziran 2009 Perşembe

hmm

tanrının varlığına inanmak bana bazen saçma geliyor. somut olarak onun var olduğunu kanıtlayan hiçbir şeye rastlamadım. ''kutsal kitaplar ne oluyor o zaman?'' derseniz; uydurma olduğunu söyleyebilirim. ki incildeki olayların, mitolojik hikayelerden geldiği çoktan kanıtlandı. (bkz: zeitgeist belgeseli) ama benim için asıl önemli şey kutsal kitapların gerçekte var olup olmadığı değil, tanrının var olup olmadığıdır. bu konuda adam fawer'ın kitabından alıntı yapmak istiyorum '' ... eğer o zaman gerçek bir varlığın olduğunu ve yokluğun, hiçbir gerçek varlığı üretemiyeceğini biliyorsak, bu ezelden beri bir şeyin olduğunun bariz bir gösterimidir; ezelden beri olmayanın bir başlangıcı olduğuna ve başlangıcı olanın da başka bir şey tarafından üretilmiş olması gerektiğine götürür. ebedi, her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen bir varlık olduğuna. '' ( empati 344.s. ) uzun bir süre buna kafa yordum.. yukarıda bahsedilen ebedi varlığın olup olmadığına. o nasıl var oldu o zaman? hiçbir şeyin yoktan var edilemeyeceğini kendi gözlerinizle görüyorsunuz e o zaman o ebedi varlık nasıl var oldu birdenbire? mantıklıymış gibi '' o doğmamış ve doğrulmamıştır. '' diyenler bence yalnızca kendilerini kandırıyorlar. öncelikle benim inanacağım şey, aklıma yatmalı. ''bazı şeyleri biz sınırla aklımızla anlayamayız.'' demeyin. akla ve mantığa uygun olmayan şeye nasıl inanılır? daha inanmamı istenen varlığın nasıl var olduğunu bile anlamıyorum.

02 Haziran 2009 Salı

blog ne işe yarar?

eğer beni uzun zamandır okuyorsanız - yaklaşık 1.5 yıldır yazıyorum - almanca öğrenmeye çalıştığımı biliyorsunuzdur. vocabulary egzersizlerinde çok zorlanıyorum. ingilizce kelime ezberlemek bana ne kadar kolay geliyorsa, almanca kelime dağarcığımı geliştirmek o denli zor geliyor. diyeceğim bu kelime ezberlemek konusunda bir öneriniz varsa lütfen bana yazın.

26 Mayıs 2009 Salı

zaferlere ödül hakikaten yalnızlık mıdır?

zaferlere ödül sanıldığı gibi yalnızlık mıdır? yoksa kaybeden teselli etmek için mi söyler bu sözü kendine? kafamı kurcalıyor.

24 Mayıs 2009 Pazar

özeleştiri


ali bulaç, “ırak ve afganistan’daki saldırılarda sivilleri katledenler arasında eşcinseller daha istekli, daha agresif davranıyorlar” diyince,kıyamet koptu. darağacı kurudu ve bir zamanlar muhafazakâr kanadın hoşgörü referansı kabul edilen bulaç’ın ortaçağda kalmış kafası, homofobiye yakalandığı gerekçesiyle ipe geçirildi. 
iyi de, hani farklılıklara tahammül edecektik? eşcinsel örgütlerin mücadelesi “yaşam tarzlarının benimsenmese bile tercihlerine saygı duyulması” için değil miydi? hani o tüm farklıları bir arada yaşayabilme kızıl elması? aykırı yaşam biçimlerinin özgürlüğünü savunurken, farklı bir fikre karşı bu ne tahammülsüzlük? eleştiriden bile muaf olma isteği, hedeflenen ‘ayrımcılığın olmadığı bir dünya’ya ne kadar yakın? tahammülsüzlüğü, başkasına karşı olduğu zaman da reddetmedikten sonra, hoşgörü hayali boş bir umut olmayacak mı?

23 Mayıs 2009 Cumartesi

ateist

sanırım ateist olacağım. 

20 Mayıs 2009 Çarşamba

yürekten

        o kadar sıkılıyorum ki gay arkadaşlık sitelerinde çare arar oldum. bulunduğum yerden kaçıp gitmek kurtulmak istiyorum. şu an bu saçma yazıyı yazarken kaçırdığım herhangi bir şey yok. ağzımdaki sigara tadından nefret ediyorum. bu baharın gelmesinden nefret ediyorum. yapılması gereken her şeyi zoraki yapıyorum allah'ım bu hayatı yaşarken zevk almak istiyorum çok mu şey istiyorum a.q.